📣 Hoş geldiniz! Bi Kouşalım Mı? tekrar burada! Daha fazla bilgi

Bi Konuşalım Mı ?

Bu Evrenin Platformu

İlknur Çakır – Saksıda Bir Fesleğenim

yazar

tarafından

,

İçimden geçen duyguları yazabileceğim için heyecanlı olmanın hafif tebessümü ile selamlaşalım sevgili okur.

Gazetecilik bölümünden mezun olduktan ve 3 yıl yerel gazetelerde köşe yazdıktan sonra ilk kez politik mesaj kaygısı gütmeden, özgürce ve sadece sevdiğim şeyleri anlatabilmenin tatlı telaşındayım. O nedenle hoş geldin ve ben de umarım hoş gelebilirim. 🙂

Gündelik yaşamımızda sıklıkla her yaşın insana kazandırdığı özellikleri konuşuyoruz, bu dönemde alışkanlıklarımdan biri, yaşların insanlara kazandırdığı özellikleri enine boyuna tartışmak oldu. Yıllardır 27 yaş bana depresyon ve mutsuzluk getirecek zannederken hiç beklemediğim bir şeyle karşılaştım. Ben 27 yaşımda hiç olmadığım kadar yaşamayı sevdim. Bir sabah en az Gregor Samsa kadar bunaltıcı düşlerden uyandım ve yaşamanın aslında o kadar da korkunç olmadığını kabul ettim. Üstelik Türkiye’de yaşarken, bu coğrafyanın gerçekliğine ve iktidarına rağmen. Çetin Altan’ın sosyal medyada da paylaşılan ‘’Limonata ve Rafadan Yumurta*’’ başlıklı çok meşhur bir yazısı var. Yazı özetle mutsuz olmak için bulunan bahanelerin mutluluğun nasıl önüne geçtiğini, basit rutinlerin içerisinde gizlenen huzuru ve yaşamanın bir kültür, hatta içten gelen bir sevgi meselesi olduğunu anlatıyor. ‘’Limonata ve Rafadan Yumurta’’ başlıklı yazıyı okuduktan sonra yaşamak ve yaşamdan keyif almak üzerine sıkça düşünür oldum.
Yaşamak, bazı anlarda fena sayılmaz bana göre. Küçük rutinlerinizi tekrarlarken, mahallede yaşayan komşu kedileri tanımaya başladığınızda, hangi esnafın hangi partiye oy verdiğini öğrenecek kadar yerelleştiğinizde hatta yaşamınızdaki insanlar sizinle ilgili küçük detayları hatırladığında. Yaşamak belki biraz fark edilmek, kabul edilmek ve değer görmekle ilişkilidir. Yaşamak her yaşın farklı bir öğretisi olduğunu kabul ederek ve kısa süren bu yolculukta deneyimlere odaklanmakla ilişkili olabilir.

Yeni yaşın bana kazandırdığı yaşam sevgisi alışkanlıklarından biri de saksıda fesleğen yetiştirmek oldu. Çocukluğumdan beri farklı bir bağ hissettiğim bitki ile bu yıl gerçekten bağ kurabildim, artık köklendirip yeni saksılara fesleğenler ekiyorum. Bazen yemek yaparken kullanıyorum, bazen sadece camın önünde görmek hoşuma gidiyor ama kendimi uzun zamandır saksıda yetişen bir fesleğen kadar yaşama bağlı ve keyifli hissediyorum, üstelik tüm siyasal ve toplumsal gerçekliğe rağmen.

Çetin Altan’ın yazısı ile konuyu özetlemek isterim:

’Yaşam sevgisi bir kültürdür. Tıpkı çiçek sevgisi, tıpkı müzik sevgisi, tıpkı yüzme sevgisi gibi…
Bu sevgi ya vardır, ya yoktur. Böyle bir sevgi pekişmemişse; orada insanlar, ne yaratıcı bir yaşama, ne sağlıklı bir aşka, ne keyifli bir yücelmeye fazla kulaç atamazlar…
Kafası yarım kesik bir horoz gibi, çırpınır, bunalır, önüne geleni suçlar; ne istediğini, ne aradığını, daha doğrusu ne halt edeceğini bir türlü tam kestiremez ve kendilerini de, canım yaşamı da ziyan zebil ede ede, sönüp giderler.
Yaşam sevgisi; enerjinin, yaşam zevkini kuşaklar boyu ortaklaşa yoğurmasından oluşur.
Enerji yoksa orada sadece kurnazlık vardır. Kurnazlık da, yaşam sevgisiyle yaşam zevkinin en amansız celladıdır.’’

İnsanca yaşamak ve içindeki yaşam sevgisini korumak için kolektif şekilde mücadele eden herkese sevgilerimi iletiyorum.

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/cetin-altan/limonata-ve-rafadan-yumurta-1570125


Bi Konuşalım Mı ? sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.


“İlknur Çakır – Saksıda Bir Fesleğenim” ögesine 2 yanıt

  1. Bi Konuşalım Mı?

    Elinize sağlık 🙏​

  2. Kadir Atıcı

    👏​

Bir Cevap Yazın

🌟 Destek Ol

Bi Konuşalım Mı ? sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin