İkimiz yanyana yürürken her şey bizimle birlikte ilerliyordu sanki
Çünkü en yürüyemezi sakatı bile yürüyüşümüzün güzelliğinden nasibini almak isteğindeydi
El ele tutuşmuştuk imza atmaya gidiyorduk
Bütün sokaklar kimsesiz kalmıştı
Biz yeni yetim kalmıştık
İçmeden sarhoştuk yaşadık ve buyurduk
Söz söyledik çok yavan geldi kimisine
Kimisine yalnız sözlerin büyüsü yetti
Bu ne biçim kabiliyetti
Dönme dolaplar dönmez oluyordu
Herkes döner ben dönmezem yolumdan
Çünkü yolumda ve kolumda sen varsın
Sen ne kadar çok varsan o kadar falsın
Seni çözmeye yetemiyorum bari anlar gibi olayım
Zaten seni hiç çözmek istemedim, bağlamak istedim seni
Yatağa, kendime, ağaçlara, dağlara dâhi tepelere
Seni böyle yavan ekmeksiz yemelere
Duramam durduramaz beni hiçbir güç
Seni böyle yanımdayken görmek kimilerine göre gülünç
Bense böyle yamyam gibi olmalıyım rövanşta darbe anında beni de sürüklemeli muhakkak
Hatta bir çalı süpürgesi ile “süpürün beni” vecibesine karşılık çığlık atar gibi söyleyiversemmm Immmhıh Limbo da gerçek var bunu unutma
Sen bana iki kere “ben afedersin Allah’ı unutuyordum haşa huzurda”.
demiştin bana ya eminim ki daha çok tekrarları olacak bu durumun
Aşkım evet, evet aşkım çok güzel, aşkım gel
Dediğimde tanrıların âb-ı hayat çeşmesinde olan zevk sularının tadına bakmış oluruz sadece bir gruba yönelik
Bu suyu içen “sonsuz hayat” sürebilmek şurada kalsın
Yaşadığı ömrün sadece bir ziyan olduğuna trüf mantarlı pizzaya hayır demenden belliydi
Biz seninle kelle paça içmeye gittik yolculuk çok uzunca idi, epey bir yürüdükten sonra
Vardık sakat atların içerde dört nala koşmak istemesi seziliyordu içerisinden bu sakatat restoranında iki porsiyon ciğer şiş yedik ya
Unutma bunları unutma sende Sal güzelim artık içindeki sevgiyi
Acıma beni severken düşmanını/hasmını seviyor gibi şiddetli sev
. -kiyatta bir yanlışlık olmasın o da eksik olsun yani ne var bunda
Mesela söz gelimi ben kendimi bu kadar kapatsaydım sana
Dünü bugünü yarınını unuttururdum sana ben sihirbaz biriyim
Seni nasıl sevdim bilmiyorum ama bildiğim tek şey de yaramazlık değil
,yatakta
Çünkü bu atakta kasılınca sesler de gelmeye başlar bir yandan
Bunları da sakın unutma bana bana gel, gel bana gel..
Seni Itri gibi sevdim, hem sen değil misin Niyazi Mısri sokağında oturan
Az kalkta yerinden buyuran seni ilkin yoğuram sonra yumulam
Kullukta ve küllükte iki basit bir zorluk vardır;
komşu komşunun külüne muhtaç iken israf ettiğimiz sigara külleri,
Gün gelecek bize hesap soracaktır.
“beni niye ziyan ettin”?
“beni değersizleştirip çöpe attın ya”
‘ben daha ne durayım’
‘savrulup gidiverdim rüzgârla hafif esintilere bile beni kurban edişin ya’
‘Hiç aklından çıkmayacağını düşünüyorsan yanılıyorsun’
‘hem sen bir kere, kulluk görevini/vazifeni yerine getiremeyecek kadar acizsin’
‘sen muhtaç oluşun ne manaya geldiğini de bilmezsin ya’
‘sana daha başka sözüm yoktur’
Küllükte kalan iki izmarit birden bire yanmaya başladı kendiliğinden
Ve alevler gittikçe büyüdü olduğu ahşap masayı dört bir yandan kıvılcımlar saçarak yakmaya başladı
Evimde yangın çıktı, canımı zor kurtardım
Evet “HAKK sillesinin selası yoktur, bir vurdu mu devası yoktur”.
Geri gelecek olursak inan ki seni nasıl sevdiğim konusunda birkaç fikrim var
Ben etrafımda isterim belayı, bela benim için bir mesai
Çekmem gerek çekilmesi gerek eteklerimden daha yukarıya çıkınca fışkırır her şeyim
Ve tanrıların zevk suyu içilir ardından
Törensel bir havası vardır bu olanın
Sevişmeye kutsallık katan bir olmayı tamamen kendinden geçmeyi eğilmeyi ve kalkmayı
Üstünden -üstünden kalkmayalı beri hayli zaman oldu gözlerim ıslandı ben ıslandım altımı ıslattım-
Sana daima hazırdım ve evet sen kazandın beni aldığın yere itina ile bıraktın
Aşkın geçti üstümden duraktan eve giderken asfalta yapıştım
Bu yapışma çok zevkliydi sanki sana yapıştım da
Yokluğunda bile aşkının üstümden gecmesinin verdiği HEDONİ ile sallana sallana eve gittim
De ne oldu, ev bomboştu sesim evin her odasında yankılanıyordu
Çünkü “aşk ya çırpınmalı olmalı ya da olmamalı”.
İki kez indim üstünden, çıktığımı çaktırma çıktıklarım dudak çatlatır
Katlatır benim pürüzsüz düz kaymak gibi olan vücudumu
Sana escolastik bir şekille sokulur
Sokulduğum yerlerime avuç avuç değilde ağız dolusu
Hokus Pokus hadi inmedin mi sen daha
İn ki tanrıların zevk suyundan kana kana içeyim
Hepsini yutayım hepsi fışkırsın ağzıma,
Ha sende boğazlara iyi gelen bir şey varmış
Saklama şok soluğumu kes başlayalım blow job’a
“Ne çapası bilader, sen bizi bahçede gördün, bahçıvan mı sandın”?
Aşkta merdivenler baştan tırmanılır.
Gizli patikalar sadece yorar.
Dürüst bir giriş her şeyi çözer.
Ama bizde piçlik var, o durur mu hemen bir duruş sergiler
Gözünü kırpıp açar ve her şey olacağına varır
Ne demişti şair;
“AŞKIMDA DEĞİŞEBİLİR, GERÇEKLERİM DE”