/HARD MODE: ON
Zor olan, her şey yolundayken şiir yazabilmek

''Kirazın Tadı'' : Yaşam Mucizesi
Varoluş. Yük. Taşınması zor bir yük. Her gün ışığı günlük sorumluluklar yükünün tekrarını getiriyor, çeşit çeşit üzüntüleriyle.

Yarı Otomatik Portakal
Nihat Abi, bizim apartmanın en tuhaf adamıydı. Bunun sebebi siyaseti değildi, futbol değildi.
Bir Alçağın Günlüğü
Gececi güneş çıplak bedenimin mırıltısı ile dans ediyor Günışıkların ağrıdığı bir yerde

Saksıda Bir Fesleğenim
İçimden geçen duyguları yazabileceğim için heyecanlı olmanın hafif tebessümü ile selamlaşalım sevgili okur.

Prekerya* Günlükleri - I
Uzun süredir yazmadığım için sabahtan beri ekranla bakışıyoruz, niye yazmadın, derseniz hemen her sosyal bilimci gibi alanımdan tamamen bağımsız işlere başvurup durdum; bunlar ya çok yorucu ya da benim başaramadığım işlerdi.

Külhani
Masanın kenarındaki o kurumuş çay lekesine bakıyorum. Çerçevesi her gün biraz daha belirginleşiyor, sanki kendi kendine büyüyen bir harita. Evin içinde kendime yer bulamıyorum.

Perdeler Tutuşsun Pahasına
Telkari çırağının masasına dövülmekten bitap düşmüş; ne olduğu anlaşılamamış, anlaşıldıktan sonra da iş işten geçmiş bir zerya deryasına benzetiyorum kendimi.

Abis
(saykodelik literatür) Hayatın bazı yerlerinde çok derin çukurlar var. Ve ben hep aynı çukura düşüyorum.

Tavandaki Zarif Kurşunlar
Tuttum zamanı, evrildim kendi acılarımla Tüm lanetleri üzerine çeken paratoner gibi bekledim tek ayakta Ve seni sevdim, bunca derdin arasında.

Antoine d'Agata | Fotoğrafın Antonin Artaud’su
Fotoğraf, bir şeyi değiştirmek için değil, kendimi değiştirmek için çektiğim bir savaştır. - Antoine d'Agata

Meşru müdafaa(liyet)
Resmiyete sığınmış ikame memurun üniformasında aleyhen şiddet var (hemde kara mermerin komedyasında) Canevine yakıtlar taşımaktan elleri nasır tutmuş mavi çekiçli çocuklar

İyi Zamanlar ya da Değil
Gençliğimin geride kaldığını hissediyordum. Abidinpaşa’nın tepelerinde yer alan mütevazı tapınakta keşişliğimin on beşinci yılını doldurmuştum. Ve çok şey geçmişti başımdan. Çok yorgundum. Can sıkıntısı, gecenin içinden çıkmış, çevredeki esnafı ziyaret etmiş ve bana ziyarete gelmişti.

Kaurismäki sinemasındasın ve yıl 1980 değil, sokaklar da Helsinki.
Bütün kadraj, o karanlık ve de aydınlık, incelikle yerleştirilmiş eski bir eşya gibi. Mekanlar, duvar saatleri, radyolar, modası çoktan geçmiş ruhlar, bedenler ve mobilyalar. Yıl 1980 değil, çünkü zamanın neresinde olduğunu kestiremezsin.




