-

İlknur Çakır – Saksıda Bir Fesleğenim
İçimden geçen duyguları yazabileceğim için heyecanlı olmanın hafif tebessümü ile selamlaşalım sevgili okur. Gazetecilik bölümünden mezun olduktan ve 3 yıl yerel gazetelerde köşe yazdıktan sonra ilk kez politik mesaj kaygısı gütmeden, özgürce ve sadece sevdiğim şeyleri anlatabilmenin tatlı telaşındayım. O nedenle hoş geldin ve ben de umarım hoş gelebilirim. 🙂 Gündelik yaşamımızda sıklıkla her yaşın… Devamını oku
-

Deniz Muhtar – Prekerya* Günlükleri – I
Uzun süredir yazmadığım için sabahtan beri ekranla bakışıyoruz, niye yazmadın, derseniz hemen her sosyal bilimci gibi alanımdan tamamen bağımsız işlere başvurup durdum; bunlar ya çok yorucu ya da benim başaramadığım işlerdi. Son girdiğim işte “dünyalılardan tiskiniyorum” moduna gelmem, hiç de zor olmadı. “Neden sürekli zam geldiğini” sorgulayan amcalara “Amca, Doğu Avrupa, Kuzey Afrika, Batı Asya… Devamını oku
-

Ramazan Çetin – Külhani
Masanın kenarındaki o kurumuş çay lekesine bakıyorum. Çerçevesi her gün biraz daha belirginleşiyor, sanki kendi kendine büyüyen bir harita. Evin içinde kendime yer bulamıyorum. Koridordaki o bozuk parke, tam ortasına bastığımda ciyaklıyor. Gıcırtı değil bu; kemik sesi. O sesi duymamak için parmak uçlarımda yürüyorum. Evde benden başka kimse yok, biliyorum. Yine de sanki birini uyandırmaktan… Devamını oku
-

Zerya – Perdeler Tutuşsun Pahasına
Telkari çırağının masasına dövülmekten bitap düşmüş; ne olduğu anlaşılamamış, anlaşıldıktan sonra da iş işten geçmiş bir zerya deryasına benzetiyorum kendimi. Zerya, eski Farsçada kıymetli şey, altın anlamına gelirmiş. Böyle söyledim kendime, sabaha karşı duvarlarımda dizili hayaletlerle konuşurken. Korkunç değillerdi, insana benzemiyorlardı. Hayal ettiklerim, yazmak için günlerce kıvranmama rağmen aklıma gelmeyip tam da yatağıma girip uyku… Devamını oku
-

Sylvan Clownson – Abis
(saykodelik literatür) Hayatın bazı yerlerinde çok derin çukurlar var. Ve ben hep aynı çukura düşüyorum. Onun adı, abis. Normalde görsem yanından yürüyüp geçeceğim dipsiz bir kuyu. Ama nedense içindeki bir şey dikkatimi çekiyor. Eğilip bakıyorum. En dipte parlayan bir şey var. Baştan çıkarıcı. Gözlerimi kısıp biraz daha eğiliyorum ama nafile. Denge varlığımı terk ediyor, karanlık… Devamını oku
-

Davut Sandıkçı – Tavandaki Zarif Kurşunlar
Tuttum zamanı, evrildim kendi acılarımla Tüm lanetleri üzerine çeken paratoner gibi bekledim tek ayakta Ve seni sevdim, bunca derdin arasında. Sevgilim. Ben bu aşkı senin için tasarladım. Yenilgileri, ayrılıkları, küskün halleri, her şeyi… Her şeyi düşündüm, her şeyin içinde yok sayılacak kadar ben vardım. Gözlerine gelince kelimeler, zihnim tutulurdu, kalbimdi, o an anlayamadığım. Yenilgim burada… Devamını oku
-

Toprak Şems Tezcan – Antoine d’Agata | Fotoğrafın Antonin Artaud’su
Fotoğraf, bir şeyi değiştirmek için değil, kendimi değiştirmek için çektiğim bir savaştır. – Antoine d’Agata Görsel imge sınırlarını ve insanlığın en tekinsiz noktalarını görmekten kaçınmayan Fransız fotoğrafçı Antoine d’Agata, 1961 yılında Marsilya’da dünyaya geldi. İlk gençliğinde uyuşturucu bağımlılığı gibi kayıp dönemler geçirdikten sonra otuzlu yaşlarında New York’ta Nan Goldin ve Larry Clark gibi çok kıymetli… Devamını oku
-

Kaypak – Meşru müdafaa(liyet)
Resmiyete sığınmış ikame memurun üniformasında aleyhen şiddet var(hemde kara mermerin komedyasında)Canevine yakıtlar taşımaktan elleri nasır tutmuş mavi çekiçli çocuklar -Makasla süt dişi çıkarmaktalarDaha doğmadan barutu tattı el üstünde pencere tutan sabah(batıdan doğan güneş, hemde ne güneş küskün bir süreç… … Devamını oku


