Bir gün bir yarışma düzenlenir. Ormana üç kelebek salınacak; kelebeklerden biri mavi, biri sarı diğeri de kırmızı... Kim bu kelebekleri daha önce yakalayıp getirirse yarışmanın kazananı olacaktır. Yarışmaya bir öykü yazarı, bir masal yazarı, bir de şair katılır.
Öykücü mavi kelebeği yakalayıp getirir, diğer kelebeklerden hiçbir iz yoktur...
Masal yazarı elinde sarı bir yaprakla gelir. (Alın size sarı kelebek...) Kimse sesini çıkarıp esrik kalbini kırmaz.
Şair bir elinde arı diğer elinde kırmızı kelebekle gelir. Ve birinci olduğunun sevinciyle yükselir. Tabii herkes şaşkın...
Jürilerden biri der: "Senin öykücüden üstünlüğün nedir?"
Şair: "Ben iki kelebekle geldim. İnanmıyorsanız kendilerine sorun..."
Arı: "Yemin ederim ki ben kelebeğim," der.
Kırmızı kelebek ise kelebek olduğunu inkâr eder. (Şair kırmızı kelebekten gelen bu hamleyi hiç beklemiyordu. Şüphe etse yeriymiş.)
Jüriler öykücü ile şairi berabere bırakır.
Şunu da unutmamak lazım: Şiirin hakikati de muallak kalır.