Kuş(s)andığım kışın yaprakları altına sığınıyorum
Yavaşça
(Çok yavaş)
Kurukafalarda benim gibi yavaşça ilerliyor; karı(nı) kırmızıca ezerken
Gezmeye kıyamadığım bir çift gözü oymak üzere yağıyorum
Aynaya atılan yumruklar gibi dosyalar içinde gezmekten"
-rayları par(¿t?)latacak zaman buldum"
Gökyüzüne sıkılan kuşlar gibi, güneş sanıp tohumlara sarıldım
(Siyah ve beyazın azından lütfen!)
Atıldım bir süre ucundan, bir süre sonra...
Satıldım, daha yolun başında
Tutuşan demirler, demir doğuruyor kuzeyin affına sığınan insanlarla
(belki de güneyin, ne fark eder?)
Ellerle tutuşuyor demirler, sopalarla sevişiyor bedenler
Susuyor bazıları, bazıları susayanlara
(Demirlerin bir çok işlevi var, bilir misin?)
Saçlarımı bağlayan örgüler gibi rüzgarla dans ediyor dikenler
(Pis örgüler!
-Ne anlarsınız dikenlerin halinden?)
Monologlar, diyaloglarla atışamaz bazen
İki kutu eli kesmeye yarayan demir makaslar gereklidir
(Demiştim)
Yeşile sığınan biri için, zor olsa gerek ağları biçmek
Örümceği göremeden...
(Daha ömürceği sömür'cek çünkü)
-12 saati aştık komutanım!
--24'ü bekleyin
---25'i göremeden
----48'i yaşayın
Bir çocuk vurulmuş, daha yolunun başında
Elleri kan ve ikame refahla doldurulmuş
Unla sıvanan gözleri, rafları çok görmüş
Arka kapı güneşe çıkıyor çünkü bazı geceler
Bunu fark etmiş
Ve bazı rafları sökme kararı almış
Nede olsa orman bizim, değil mi?
Kuşların tüyleri yolunmuş, güneşe varamadan
Kağıt parçasının kutu versiyonu içinden bir gaga taşı çıkıyor
Vurulmuş burunlar üzerinden parmaklıklar inşa edildi
(Solmuştu nede olsa kuşumun kanatları
Korkmuştu sığındığı bir köşede
Siyahı bekliyordu)
Gürültü töreni, sarsıyor
(Ne töreni?)
Kahramanlar ormandan yeni beyaz tahtalar getirmiş
Bak, işte orada!
Daha 12'si görülmeden
Unlu ağzı ile
Alnından vurulmuş bir çocuk...