YazıToplum

Bireysellik Yolunda Bencilleşen İnsanlar

O cümleden sonra düşündüğüm şey aslında söylediği cümle değildi. Yıllardır kurduğumuz bağın benim gözümdeki karşılığı ile onun gözündeki karşılığının aynı olmadığını fark etmekti.

Selin Güngör·5 Ağustos 2026·3 dk okuma

Merhabalar, tekrar uzun bir aradan sonra “Bi Konuşalım mı?”da bulunmak açıkçası beni kendi topraklarımda hissettirdi.

Fark ettiğim bir davranış üzerine eleştirel bir yazı yazmak istedim. Son zamanlarda hayatımıza öyle kavramlar girdi ki bazılarının anlamını tamamen yitirdik bence. En çok da ‘bireyselleşmek’ kelimesini... Kendi sınırını çizmek, kendini self-protect'e almak, gerektiğinde "hayır" diyebilmek çok kıymetlidir. Ama sanki bir yerlerde ipin ucu kaçtı. İnsanlar bireyselleşmeyi kimseyi dinlememek, kimsenin derdiyle ilgilenmemek olarak görmeye başladı. Oysa bunların adı bireyselleşmek değil bence; bencilleşmek, değil mi? Bu benim kendi gözlemim ve tabii ki kendi çıkarımım.

Mesela uzun bir süre önce bir arkadaşımdan bir tepki aldım. Aldığımdan beri de arkadaşlığımızı tamamen kestim aslında. Değerli dostum durup dururken, hiçbir durum yokken ortada bana ‘Ben artık insanların dertlerini dinlemiyorum, üstüme negatif enerji almıyorum.’ dedi. Geçici bir şok geçirdim.

O cümleden sonra düşündüğüm şey aslında söylediği cümle değildi. Yıllardır kurduğumuz bağın benim gözümdeki karşılığı ile onun gözündeki karşılığının aynı olmadığını fark etmekti. Ben dostluğu ‘iyi günde de kötü günde de yanında olmak’ olarak öğrenmiştim sanki. Meğerse bazı insanlar için dostluk sadece keyifli vakit geçirilen anlardan ibaretmiş. Bir insanın değişmesi değil, aynı kelimeye farklı anlamlar yüklediğimizi fark etmek çok tuhaf cidden.

E biz senin yıllarca derdine ortak olmuştuk, hani kardeşlikti? Burada oluşacak, yıllanacak dostluk nerede, sorarım size? Dolayısıyla bilmem kaç on yılımı çöpe attım.

İnsanlar ‘bireyselleşeceğim, kimsenin problemini üstüme almayayım, dinlemeyeyim’ bakış açısıyla aslında bireyselleşmenin aksine ne kadar bencilleştiğinin bir yansımasını gösteriyor. Bireyselleşmek böyle bir şey değil arkadaşlar, yapmayın ya! Bireyselleşmek aksine insanı yücelten bir şey. Aksi takdirde biz bağ nasıl oluşturacağız? Dostumuzun bir problemini dinlemeye tahammülümüz kalmadıysa zaten o dostluk olmasın daha iyi gibi geliyor bana. Biz komün bir topluluk değil miydik yahu? Hani aile-dost kavramı önemliydi, ne ara bu hale geldik?

Son zamanlarda bunu çok fazla duymaya başladım: ‘Ay ben enerjimi koruyorum.’, ‘Kimsenin yükünü taşıyamam.’, ‘Negatif insanları hayatımdan çıkarıyorum.’ Elbette herkesin kendi ruh sağlığını korumaya hakkı var. Ama her üzülen insan negatif değildir. Her derdini anlatan insan da size yük olmaya çalışmıyordur.

Hayatın garip bir dengesi var. Hep güçlü kalamıyorsun. Bir gün sen omuz oluyorsun, başka bir gün senin omuza ihtiyacın oluyor. İnsan olmanın en doğal hali bu zaten. Sürekli veren ya da sürekli alan olmak değil mesele; gerektiğinde yer değiştirebilmek. Sürekli mutlu anlarda yan yana olup zor günlerde birbirimize sırtımızı döneceksek bunun adı arkadaşlık değil, aynı ortamı paylaşmış insanlar olmaktır. Hatta belki ortak paydada bile bulunmuyoruzdur.

Bence bireyselleşmek önce kendi ayaklarının üzerinde özgürce durabilmektir. Kendi mutluluğunu başkasına bağımlı yaşamamaktır. "Hayır" diyebilmektir. Kendini ihmal etmemektir. Ama bunların hiçbiri seni sevdiğin insanların acısına kulaklarını kapatmaya zorlamaz.

Eskiden insanlar ‘Bi derdin mi var?’ diye sorardı. Şimdi daha anlatmaya başlamadan ‘Ben negatif enerji alamıyorum.’ cümlesini duyuyoruz. Sanki empati yapmak bir yükmüş gibi davranılıyor. Halbuki bizi insan yapan şey biraz da birbirimizin yükünü gerektiğinde birkaç adım taşıyabilmek değil mi?

Belki de sorun bireyselleşmekte değil. Sorun bencilliği kişisel gelişim adı altında pazarlayan bu saçma, aşağılık düzende. Çünkü bazı kavramlar o kadar yanlış anlatıldı ki insanlar vicdansızlığı sınır koymak, umursamazlığı da kendini sevmek zannetmeye başladı.

Ben hâlâ daha şuna inanıyorum: Gerçek dostluklar sadece eğlence için kurulmaz. Bazen sadece susarak, bazense bir derdini dinleyerek, bazen de hiç çözüm sunamasan bile ‘Ben buradayım; ne olursa olsun, her koşulda, her zaman senin yanında olacağım.’ diyebilmek değil midir?

Belki de en büyük korkum şu: Günün birinde herkes kendi sınırlarını öyle kalın duvarlarla çizecek ki artık kimse kimseye ulaşamayacak. Kimse kimsenin acısını bilmeyecek, sevincini paylaşmayacak. Aynı şehirlerde yaşayacağız ama birbirimizin hayatına hiç değmeden ölüp gideceğiz. Eğer bireyselleşmek bizi buraya götürüyorsa buna bireyselleşme demek istemiyorum. Çünkü insanı insan yapan şey sadece kendi hayatını kurabilmesi değil, gerektiğinde başka bir insanın hayatına da dokunabilmesidir.

Yorumlar (0)

Oturum kontrol ediliyor…

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!