Şükret ki adın Şükrü.

Bu yazıda spesifik bir Şükrü'den bahsedilmektedir. Diğer tüm Şükrü'ler bu genellemeden muaf tutulmalıdır.

Sylvan Clownson·10 Ağustos 2026·3 dk okuma

Kafa dinlemek için gittiğiniz arkadaşlar arası bir kamp ortamında tanımadığınız insanlar sadece 10 dakikalığına iyi biri olur. On birinci dakikada sıkıcı durağan ve ben özlü hayatlarından kesitleri size dayatmaya çalışırlar.

Bu durum bana varoluşun en acıklı hali gibi gelmiştir hep.

Ve ben Şükrü’yü altıncı dakikanın ortalarında tanıyıp ondan sıkıldım. Bir kızı bir oğlu var. İkisi de üniversiteyi bitirmiş. Kız tıp bilmem neyinde bilmemnolog, oğlanı hatırlamıyorum. Daha bir ton detay ama anlatıp kendimi yormayacağım. Kısaca Şükrü, üst katınızdaki komşu, bakkaldaki dayı, durakta bekleyen NPC.

Dörtte üçü sıradanlıkla kaplı küçük bir dünya…

Daha önce yazmıştım, “hatırlanmak ölümsüzlüğün en ucuz yoludur.”

Ve her bilinçli varlık gibi, Şükrü’de ölümsüz olmak istiyor.

“Selam. Ben Şükrü.

Ben de buradayım. Ne olduğumu anlamadan sonsuza dek olabilmeyi seçiyorum ve hep böyle kalsın istiyorum. Yani olmaya devam edeyim aynı zamanda da anlamayayım.

Hatta süper bi fikrim var: Bu durum sonsuza dek sürsün.”

***

Şükrü’yü on dakika misafir edelim dedik, beş saat oturup misafirperverliğimizi sikti.

Çünkü Şükrü yalnız. Arkadaşları gelmemiş. Düzgün irtibat kuramamışlar. Düşünüyorum da bizimle kurduğu iletişim gibi bir yöntem denediyse anlaşamamaları da normal.

Şükrü gergin. Çünkü ormanın ortasında herkes tehlikeli olabilir. Ama bilmediği şey, bir yarım saat daha otursa içimizden biri tarafından öldürülüp göle atılma ihtimali var.

Hazır balık tutmayı da seviyor.

Şükrü’den bahsetmişken, yani kendisi, başlarda EMNİYET’ten emekliydi. Biraz rahatlayınca tekniker oldu. 3 saat sonunda bizi, grubun istenmeyen elemanı olduğuna ikna edince kurumsal temizlik ve operasyon uzmanı olduğunu söyledi çekinerek. Bir hijyen stratejisti. Eskiden hademe derdik. Geçirdiğimiz 5 saatin sonunda mesleğinden utanmamasını tercih ederdim.

Ama modern dünyanın ‘TAYTILLI’lar evreninde Şükrü’nün de bir taytılı var. O da bir işe yarıyor. Havalı bir meslek ismini herkes kadar o da hak ediyor.

Taytıllılar evreninde taytılın ne kadar yüksekse taytılı senin kadar yüksek olmayanlar anında aşağılık birer varlığa dönüşebilir.

Ve alt taytıllılar itaat etmek zorundadır!

Ben olayın böyle bir hal aldığını anladığım an soyundum. Konuştuğum herkese çıplağım. Bu yüzden ne yapacağını şaşırıyor bazıları. "Bey" mi desin "Lan" mı karar veremiyor. Etten, kemikten, taytıldan arındım. Hırpani ve kibarım. Ne mavi yakalıyım ne beyaz. Kravattan hiç hazzetmedim. Kurumsal kimlikli işe kafa kağıdı gösteriyorum. Ne şairim ne yazarım. Ne de siz okursunuz.

Konumuz ne benim ne de sizsiniz.

Şükrü’den bahsedeceğiz. Çünkü Şükrü için ben, zihninde bir anlığına hatırlanacağı basit bir canlıydım. İyi yahut kötü nasıl hatırlanacağı önemli değil. Şükrü benim zihnimde ben unutana kadar yaşamak istedi. Ben de ona bu yazıyla istediği ölümsüzlüğü vermek istiyorum. Şükrü geberip gittikten yüzlerce yıl sonra bile internet çöplüğünde Türkçe okuyabilen bir robot onun varlığından haberdar olacak. Bu döngü sonsuza dek sürüp gidecek.

Aynı Şükrü’nün istediği gibi.

***

Öyle bir yerdeyiz ki; orman, göl, sessizlik, baykuş sesi, cırcır böcekleri. Arada bir balık suyun üzerine sıçrıyor.

Sabahın ilk ışıklarıyla Şükrü göle açılıyor. Yüreğinde sonsuz cennet inancı. İşin garibi, böylesi büyük bir ödüle değip değmediğini düşünmüyor bile.

Ve aslında cennet,
Şükrü’nün ayaklarının altında.

/24810


Aha mekan da bura.

Wikiloc |   ⛰️ ŞİLE : DARLIK – ULUPELİT KÖYÜ |    18 KM rotası - Darlık,  İstanbul (Türkiye)- GPS track

Yorumlar (0)

Oturum kontrol ediliyor…

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!