Tuttum zamanı, evrildim kendi acılarımla
Tüm lanetleri üzerine çeken paratoner gibi bekledim tek ayakta
Ve seni sevdim, bunca derdin arasında.
Sevgilim.
Ben bu aşkı senin için tasarladım.
Yenilgileri, ayrılıkları, küskün halleri, her şeyi...
Her şeyi düşündüm, her şeyin içinde yok sayılacak kadar ben vardım.
Gözlerine gelince kelimeler,
zihnim tutulurdu, kalbimdi,
o an anlayamadığım.
Yenilgim burada başladı benim.
Yenildiğim sendin.
Yenilgimdi gözlerin.
Resim dersinde bir kadın çizdim, Maria Puder'i öldüren aşkın içinde
Aşk aradım, kendi dilimde, kendi dinimde.
Güzel bir çay demledim.
Kendini asmak için rengarenk ipler alan kadınların, urganlardan ördüğü sırat köprüsünden
düşenleri izledim
Ben sana geç kaldım, sen bana hiçi yaşattın.
İçimiz darmadağın, herkes hudutsuz, huzuru öldüren kavimler kadar açız huzura.
Ve ben seni düşündüm sevgilim.
Gözlerin düşünce aklıma, kalbime yeniden inandım.
Sevgilim.
Hudutta yakalanan mülteci tedirginliği yaşıyorum.
Geceye atanmış meleklerin grev çağrılarına aldırış etmeden, günahlarımın ağırlığıyla
yürüyorum.
Kiralık tanrılar acımadı bana.
Atanmış peygamberlerin arasında yapayalnız kaldım.
Oysa sadece bir insandım, kalbim bu aşka yeter sandım.
Ve ben, en çok da sende kaldım.
Tuttum zamanı.
İkra, nefesine evirdim.
Bu bana kâfi geldi.
Tavana astığım kurşunlar son derece zarifti.
Kalbiyle aklı arasında kalan her kadının mısrasına denkti.
Oysa ben uyurken sayılmayacak içilen sigaralar, kalbi kırık kadınlar, bazı adamlar ve korsan
kitapçılar.
Stajyer peygamberlerin tripleri de üzerime olsun.
Sonrası kerim.
Sabah yakın nasılsa.
Bir sigara yakarsam kurşunların zarifliği artar.
O kadınların urganlarından ördüğü hiçbir sırattan düşmedikten sonra.
Geceyi de kapatırız, sabaha da ulaşırız.
Sonuçta hayatımız hep İkra.
Sevgilim.
Hiçbir anayasada yeri yok biliyorum.
Delirmedim, gayet aklım başımda.
Seni seviyorum.