Eserler
Yazarlarımızın tüm uzun yazıları, tek bir yerde.
Yazarlarımızın tüm uzun yazıları, tek bir yerde.
Yazarlarımızın tüm uzun yazıları, galerileri ve müzik üretimleri tek bir yerde.

Benim intiharlarım susmaz tenhalardaki köprü altlarında. Uslu durmayan bir ölüm taşırım, erken yırtılan zihnime duvar ören tımarhanede. Dört kişi kavga eder, üç kişi yaralanır ve sadece en yetenekli olanı dirilir delilerin. Ben en az, tek bir kaybedenle gezerim.

Ama biliyorum, yaşım geldi yirmi üçe. Artık ya rahat durmanın ya da geberip giderken dünyanın kabuğuna bir delik açan deli olmaya devam etmenin vakti.

Üzülme diye anlatıyorum sen mekruh bir şeye benziyorsun. Tamamen günahkar değil ve arınmaya da müsait.

Komidinin üstünde vergi, komidinin üstünde aidat, Komidinin üstünde whsky!

Umutsuz ve birbiri içine geçince şeklini kaybeden ruhlar. Kavgaları katlederken uykuları…

Elim titremedi bile, bu beni en çok korkutan şey oldu sonradan, titrememesi.

Ne tuhaf. Aynı cümlede buluşup, tek bir kelimede buluşamamak.

Kahretsin, şu yaşına kadar nasıl geldin sen? Kaçarak değil mi?

Nasılsın diye sorma bıraktığın gibi değilim

Bu yazı dört gencin müzik tarihine bıraktığı bir izin doğumundan başlayan ve o bıraktıkları izin zaman içinde nasıl kumla kaplanıp adının endüstriyel bir hale geldiğini ele alacaktır.

Palyaço’nun Mağara adamı alegorisi.

Bir gün bir yarışma düzenlenir. Ormana üç kelebek salınacak; kelebeklerden biri mavi, biri sarı diğeri de kırmızı...

Biraz hissetmek gibi bir alışkanlığım olmasaydı, böyle yarım bırakmazdım bir şeyleri...

Bu yazıda spesifik bir Şükrü'den bahsedilmektedir. Diğer tüm Şükrü'ler bu genellemeden muaf tutulmalıdır.

Üzerime kaç katlı apartmanlar kuruldu bilmiyorum. Kaç katlı hayatlar, kaç katlı yalnızlıklar, kaç katlı şahi topu yığıldı hesaplamadım. Ancak şimdi ikinci katta oturuyorum.

İçimden geçen duyguları yazabileceğim için heyecanlı olmanın hafif tebessümü ile selamlaşalım sevgili okur.

Masanın kenarındaki o kurumuş çay lekesine bakıyorum.

Telkari çırağının masasına dövülmekten bitap düşmüş; ne olduğu anlaşılamamış, anlaşıldıktan sonra da iş işten geçmiş bir zerya deryasına benzetiyorum kendimi.