Eserler
Yazarlarımızın tüm uzun yazıları, tek bir yerde.
Yazarlarımızın tüm uzun yazıları, tek bir yerde.
Yazarlarımızın tüm uzun yazıları, galerileri ve müzik üretimleri tek bir yerde.

Dişlerimin arasında ufalanıyorlar Çıtırtılarını duyuyorum Kristalize kelimeler

Bu boktan tanımlar sezdiren sözlerden. Ve berbat vaatlerin sızdığı dizlerden de anlaşılacağı üzere; Uçuşuyor aklım. Uçuşuyorum. Dağılıyorun. Karmaşıklaşıyorum. ~ Karşı bankıma oturan kadın bu karmaşıklığı dağıtmak istercesine gönlümü çeliyor. ~ "Insanlar çok fena niyetliler. Hakkında bin türlü şey söylüyorlar. Hiç bakmamak lazım onlara, duymayacaksın, dinlemeyeceksin. Kendine bakıcan sen. Önce kendini bilicen, kendini dinlicen.

Zarif bir şehveti hoyratça bir muameleye yeğ tutacak olanındı, itiraz hakkı.

Bir bilgenin mi yoksa bir delinin mi bilinmez Şişeleyip satmaya kalkıştığı devanın zamanmış muhtevası

Benim tanrım benim yanımda, şizofren tanrınız sizin yanınızda olsun.

Her hikaye anlatılabilir olmak zorunda değildir. Bazen sadece bir hatıra olarak, anlatılamaması bir ömrü dolduracaktır.

Aşık olduğum ve birçok yeri gezip/yaşayıp hep geri döndüğüm şehir İstanbul için yazdığım şiirim

Hepinizi bağışlayacağım

İyi günler İvan Denisovic!

Ben ‘Yazı‘yım, Sen ‘Tura’

Yüreğimin kapısında, gölgeden bir umut..

nasıl gözümde kamaştın, bir türlü bulamıyorum

Olamayacaksak eğer; 1+1= 3; aritmetik gibi yaşayalım hayatımızı.

Pa ra noya. pa pa ranoya... pa ra noya. pa pa ranoya...

Elim titremedi bile, bu beni en çok korkutan şey oldu sonradan, titrememesi.

Ne tuhaf. Aynı cümlede buluşup, tek bir kelimede buluşamamak.

Duvarlarda yüzüme bakıyor gece, taşların bile biriktirdiği bir suskunluk var.

Ellerim zihnimdeki cehennemde yanacak olsa da, belki tutar kaldırırım demirleri diye telkin edip durdum..

Dünya'nın ta ötesinden fırlamış ayaklarım. Yürüsem yük üstüne yük.

Ve geçitlerde bölünüp kisalan zaman, değil mi ikisizliğiyle bir ulu şaman.

Saykodelik literatür

Küçüktü mahallemiz, önemsizdi, önemsizlik hissi insanların içine kolay yerleşir.

Gece uzar. Saatler birbirine yaslanır.

Palyaço’nun Mağara adamı alegorisi.

Ruhunda sakladığın taçtan bir ışık, ruhumda noksandı

Ve alevler gittikçe büyüdü olduğu ahşap masayı dört bir yandan kıvılcımlar saçarak yakmaya başladı

İplikle dikilmişlerin tepindiği yeryüzü...

Biraz hissetmek gibi bir alışkanlığım olmasaydı, böyle yarım bırakmazdım bir şeyleri...

Bu yazıda spesifik bir Şükrü'den bahsedilmektedir. Diğer tüm Şükrü'ler bu genellemeden muaf tutulmalıdır.

Bu yazı, yasın yalnızca bireysel bir duygu olmadığını, aynı zamanda toplumsal olarak şekillenen bir deneyim olduğunu ele alıyor. Ölümün ardından devreye giren ritüeller, gelenekler, toplumsal roller ve gündelik pratikler üzerinden bireyin kendi yasını yaşama biçimi ile toplumun yas tutmaya ilişkin beklentileri arasındaki ilişkiyi sorguluyor.

Suay Kasım'a...

Kuş(s)andığım kışın yaprakları altına sığınıyorum

Gençliğimin geride kaldığını hissediyordum. Abidinpaşa’nın tepelerinde yer alan mütevazı tapınakta keşişliğimin on beşinci yılını doldurmuştum.